Cevap
Sözlükte yol, hal ve gidiş, tabaka gibi anlamlara gelen tarikat, bir tasavvuf kavramı olarak Hakk’a ulaşmak için tutulan, bir takım kuralları bulunan yol demektir. Günümüze ulaşan tarikatların çoğu bugünkü adları ve yapılarıyla; kendilerine has evrad, ezkâr, edeb, erkân, tekke ve vakıf gibi kurumlarıyla VI. (Xll.) yüzyıl ve sonrasında teşekkül etmiştir. Zamanla her biri onlarca kola ve şubeye ayrılarak dünyanın pek çok yerine yayılmıştır.
Tarihte tarikatlar, Müslüman halkın dinî inanç ve duygularını canlı tutmanın yanı sıra gayrimüslimlerin ihtidasına vesile olmak, işgalci ve sömürgecilere karşı İslam ülkelerinde direniş cepheleri teşkil etmek, ihtiyaç durumunda İslam ordularıyla birlikte seferlere katılmak, fethedilen bölgelere yerleşip İslamiyet’i yaymak gibi fonksiyonlar icra etmiştir. Mesela Türkler’in İslamiyet’i kabul etmesinde tarikat ehlinin irşad faaliyetlerinin büyük rol oynadığı bilinmektedir. Orta Asya’da, Hindistan ve bazı uzak doğu ülkelerinde, Afrika’da İslamiyet’in yayılması, İran’da binlerce Mecusinin İslamiyet’i seçmesi, Anadolu ve Balkanlar da gayrimüslim ahalinin ihtidası büyük çapta tarikatlar vasıtasıyla gerçekleşmiştir. Bu açıdan tarikatların bütün uygulamalarının İslamî olduğunu söylemek ne kadar yanlış ise onları şirkle özdeşleştirmek de o kadar hatalıdır.
