Sorularla İslamVI. KILIK-KIYAFET

Erkeklerin uzun ya da kısa sakal bırakmalarının yahut sakalı kesmelerinin hükmü nedir?

Cevap
Kur’an-ı Kerim’de sakal bırakma veya kesmenin hükmü konusunda herhangi bir açık nas mevcut değildir. Ancak hem fiilî hem kavlî hem de takrirî sünnet, erkeklerin sakal bırakmasını teşvik etmekte, kesmelerini yasaklamaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in sakalı vardı ve sakalının el kabzasından fazla kısmını keserdi. [321] Rasûlüllah sakal uzatmayı fıtrattan (yaratılışa uygun davranışta /Peygamberlerin sünnetinden) saymış [322] , Müslümanların sakallarını uzatarak Müşriklere ve Mecûsilere benzememelerini emretmiştir. Bu konuda Allah Rasûlü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Müşriklere muhalefet edin (benzemeyin); sakalları bırakın, bıyıkları kırpın (kısaltın)”. [323] Öte yandan Rasûl-i Ekrem, saçına sakalına bakmayan bir sahabiyi sakalını düzeltmesi için uyarmıştır. [324] Hz. Peygamber (s.a.s.) saç sakal bakımını ihmal etmez, el kabzasını taşan kısmını keser, göğsünün üstüne gelecek kadar uzatmazdı. [325] Bu konuda varit olan hadislerden hareketle İslam âlimlerinin çoğunluğu, sakalın İslam’ın şiarlarından bir sünnet olduğu görüşündedirler. Sakalı kesmeyi kimi âlimler haram sayarken, kimileri de diğerlerine nispeten yumuşak bir hükmü benimsemiştir. Hanefîler sakal kesmenin tahrimen mekruh olduğunu söylerken; Gazzâlî, İbn Hacer el-Heytemî, Hatibî, Şirbinî gibi Şâfiî âlimler ise tenzihen mekruh olduğu görüşündedirler. Çağdaş İslam bilginlerinden Muhammed Ebu Zehra ve Mahmûd Şeltut, sakalın, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in dinî olan sünneti (sünnet-i hüdâ) olmayıp, bulunduğu dönem ve coğrafyadaki uygulamaya dayalı beşerî bir tasarrufu (sünnet-i zevâid) olduğu gerekçesiyle sakal uzatmanın bilinen anlamda sünnet olmadığını söylemektedirler. [326] Görüldüğü gibi sakalın dinî hükmü konusunda âlimler arasında görüş birliği yoktur. Buna göre isteyenler sakal bırakır. Bu durum hiçbir kimse tarafından kınanamaz. Ancak sakal bırakanlar sakallarını rast gele uzatmamalı, el kabzasından fazlasını kesmelidirler. İsteyen de bırakmaz, bu da onun dinî yaşantısında eksiklik olarak değerlendirilemez. Belirli tarikat mensuplarının sakal bırakmaları veya kesmeleri de yukarda verilen bilgiler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Onlar için özel bir hüküm söz konusu değildir.