Sorularla İslamIII. MEZHEPLER

Farklı mezhepten olan kimselere nasıl bakmalıyız?

Cevap
Yüce Allah (c.c.) Bakara suresinin ilk ayetlerinde “hidayet”i tanımlamıştır. Buna göre “gayba inanan, namazını ikâme eden, Allah’ın verdiklerinden infakta bulunan, Hz. Muhammed’e ve ondan önceki peygamberlere indirilenlere inanan, ahiret gününe tam olarak iman eden” kimseler [218] Allah katında hidayet üzeredir. Dolayısıyla Allah’ın sıfatlarıyla yahut diğer iman konularıyla ilgili olarak detaylarda kendilerine has anlayış ve yorumlara sahip olan kimseler asla tekfir edilemez. Daha somut söylemek gerekirse Selefî olan bir kimse itikadi bakımdan Mâtüridî veya Eş’arî olan bir kimseyi veya Eş’arî olan bir kimse Selefî olan bir kimseyi tekfir edemez. Hz. Peygamber (s.a.s.) tekfir konusunda titizlik gösterilmesini emretmiştir. Kendisi Medine toplumunda münafıkları bildiği halde onları tekfirden sakınmıştır. Ayrıca ümmetini “ben Müslümanım” diyen kimseleri tekfir etmekten uzak durmaya çağırmıştır. [219] Dolayısıyla kişi ya da dinî alanda farklı yorum çevreleri açıkça küfrü benimsemiyorsa onların inanç, söz veya fiillerinden dolayı küfre girdiğini söylemekten kaçınmak gerekir. Nitekim konuyla ilgili olarak Hz. Peygamber (s.a.s.)’in tavsiyelerini göz önünde bulunduran Ehl-i Sünnet âlimleri, “ehl-i kıbleden” olan bir bir kimsenin ya da mezhep mensuplarının günah yahut hatalarından dolayı tekfir edilmemeleri gerektiğini temel bir prensip olarak zikretmişlerdir.