Answer
İslam’ın genel ilkelerinden birisi canı korumaktır. Dinî-hukuki bir gerekçe olmaksızın insanın yaşama hakkı elinden alınamaz:
“Haklı bir sebep olmadıkça Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın!” [360]
İnsan kendi bedenini emanet olarak taşıdığından ve onun mâliki olmadığından kendi canını da sonlandıramaz. İslam âlimleri intiharın haram olduğunda icma etmişlerdir. Her ne kadar nüzul sebebi itibariyle farklı değerlendirmelere tabi tutulsa da “…Kendinizi öldürmeyin!” [361] ;
“Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın!” [362] meâlindeki ayetler, intiharın haram olduğuna delalet etmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.), kendini bir dağın tepesinden atarak öldüren kimsenin cehennemde sürekli olarak azaba atılacağını, zehir içerek intihar eden kişinin cehennem ateşinde sonsuza kadar elindeki zehir kadehinden içerek azap çekeceğini, kesici bir aletle kendisini öldürenin de cehennemde aynı yolla cezalandırılıp acı çekeceğini bildirmiştir. [363]
İnsan canının korunmuşluğuyla ilgili bu genel ilke ancak savaş ortamında ve üstelik merkezî bir otoritenin izni dâhilinde esnetilebilir. Herhangi bir savaşın meşru olabilmesi için belli nitelikler ve buna bağlı savaş ilanı gerektiği gibi, savaş sırasındaki öldürme eylemleri de şer’î kurallara ve yer yer kısıtlamalara tabidir. Yukarıda geçtiği üzere bizzat savaşmayan ya da savaşan askerlere yardım ve yataklık etmeyen kişilerin öldürülemeyeceği hususu, Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Hulefâ-i Râşidîn tarafından vurgulanmıştır.
Hal böyleyken halkı Müslüman olan ülkelerde canlı bomba olarak veya bomba yüklü araçlarla yapılan intihar eylemlerini istişhad yani şehid olma girişimi olarak değerlendirmek mümkün değildir.
Bir kere ortada savaş hukukunun uygulanacağı bir savaş ortamı yoktur; zira savaş iki ülke/devlet arasında olur. Oysa halkı Müslüman olan bir ülkede de adı üstünde Müslümanlar çoğunluktadır ve tek devlet otoritesi vardır. Böyle bir toplumda yapılacak saldırı, kime karşı yapılacaktır ve ne sağlayacaktır? Yüce Allah:
“Allah yolunda sizinle savaşanlarla savaşın, fakat aşırı gitmeyin. Allah haddi aşanları sevmez.” [364] ;
“Allah sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah âdil davrananları sever. Allah, yalnızca din hakkında sizinle savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardım eden kimselere dostlukla yaklaşmanızı yasaklar…” [365] buyurarak kimlerle savaşılacağını açıklamış ve “Fitne adam öldürmekten daha kötüdür.” [366] diyerek iç tahribatın yıkıcılığına işaret etmişken, suçsuz ve günahsız Müslümanların, çocuk ve kadınların ölümü sonucunu doğuracak bir eylemi, “istişhad” olarak değerlendirmesi bir tarafa, meşru görmesi bile düşünülemez. Kaldı ki, aynı şekilde Yüce Allah, fetihten önce müşrik idaresindeki Mekke’de bulunan müminlere zararı dokunur diye Medineli Müslümanların oraya saldırmasına da izin vermemiştir. Bu durum şu ayette çok açık bir biçimde vurgulanmıştır:
“...Eğer orada kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkeklerle mümin kadınları bilmeden ezerek bir vebalin altında kalmanız ihtimali olmasaydı, Allah savaşı önlemezdi...” [367]
Masum Müslümanların ölümü sonucunu doğuracak silahlı saldırılar da aynı çerçeveye dâhildir. İslam âlimleri, böyle rastgele saldırıları onaylamak bir yana, savaşta ele geçirdiği Müslümanları kalkan olarak kullanan düşmana karşı silahlı saldırı yapılıp yapılamayacağını bile tartışmıştır. Hanefîler, mümkün olduğu kadar onlara isabet ettirmemeye çalışarak zaruretten dolayı ve genel zararı defetmek için atış yapılabileceği hükmünü getirmişken, Şâfiîler bunu mekruh görmüş, Mâlikîler ancak düşmanın galip gelmesinden endişe edilmesi halinde caiz olabileceğini söylemişlerdir. [368]
Yapacağı eylemle bir Müslümanın kanına girecek olan kişinin şu ilahî buyrukları bir kere daha hatırlaması gerekir:
“Kim bir mümini kasten öldürürse onun cezası, içinde ebedî kalmak üzere gireceği cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” [369]
“Meşru bir hak karşılığı olmadıkça Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin! İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” [370]
“Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen, haksız yere Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.” [371]
“Bir topluluğa karşı içinizde beslediğiniz kin ve öfke, sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adil davranın, takvaya en uygun hareket budur. Allah’a karşı gelmekten sakının! Çünkü Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.” [372]
SİYASET
